9 Kasım 2013 Cumartesi

Sevmezdim Şiiri

Sevmezdim şiiri,
Felsefe okurum kendimi bildim bileli...
Okumak pek güzel insan öğrenir, bilir birçok şeyi...
Sonra yazmaya bulaştık bir yerinden,
Bildiklerini öğrendiklerini ya da düşündüklerini not etmek,
Toplamak, işlemek, biriktirmek yeniden üretmek...
Bambaşka bir güzellik yazmak!
Sözü anlayınca anladım şiiri...
Yani asıl asil olanı,
Okumanın yazmanın olmadığını,
Dilediğini dilediğin gibi diyebilmeyi,
İçindeki heyecanı iletebilmeyi,
Kelime dizmeyi değil, sözü söylemeyi...

Adaletin İntikamı...

Tacir Shylock mahkemede 
Kabul etmez 3000 duka borca karşılık 6000 duka ya da 10 katı para...
Belli ki adalet değil umurunda.
Yakalamış ya bir yerinden Antonio'yu
Kullanacak adaleti aklınca,
Adalet yoksa olmuyor zenginlik,
Ya da ticaret, çok iyi öğrenmiş Venedik ta o zamanlar. 
Mahkeme de çaresiz şehri yönetenler de,
Çıkar yol yok kesilecek Antonio... 
Antonio neredeyse bayılacak
Zaten metanet mi kalır adamda, 
Ne demek kalbe yakın yerden 1 kilo et??
Bıçak bilenir homurdana homurdana,
Amma öyle kolay da değil cana pıçak çalma...
Mangal gibi yürek olacak adamda,
Tacirliğe benzese keşke!!!
Beklerken çıkar bir avukat yamağı ortaya,
Savunacağına aklı yatmış belli ki?
Sübyan oğlan kılığında avukat Portia,
Önce adaletli olanı teklif eder Shylock'a
Shylock'un umrunda mı atmış düğümü,
Gövde gösterisi pek güzel, 
İntikamdan da çıkmış iş...
Tam keseceği anda, 
Portia haykırır
Söz değil midir hukuk diye!! 
Madem yazılana uyulacak,
O zaman yazılanın dışında da bir şey olmayacak!!
Yazmaz kağıtta kan akıtma bedeli...??
1 kilo eti -ne bir gram eksin ne bir gram fazla- al git kan akıtmadan...
Akarsa kan, cana da kasıt olacaktır.
Eksik hesap döner geri,
Yahudi anlar ki kasaptan et almaya benzemez bu iş...
Romalı 600 yıl yazmış hukuku,
Yetirememiş kağıdı parşömeni...
Kanı akıtmadan nasıl alacak eti??
Kanı geçtik işin bir de darası çıkmaz mı??
Of ki ne of...
Al sana kör düğüm çözebilirsen çöz!!
Çözülen düğüm atanı düğümler bir anda!!
Para işi kolay...
Alınan belli satılan, hukuk öyle mi?
Düğümü yeyince para da anlaşalım vaz geçelim bu işten dese de... 
Antonio'nun hakkı işlemeye başlar şimdi de...
Adalet mi hukuk mu?
Ya Hak'ka dönmek kolay mı?
İntikamın adaletinden 
Adaletin intikamına!!

ahmettolga

1 Kasım 2013 Cuma

Webster - The Information Society as Post-Industrialism

Webster, Daniel Bell ile ilgili bölüme, bilgi toplumu teorisyenlerinden Alvin Toffler'in kitaplarında birçok konuyu ele alırken kaynak göstermemiş olması konusunda eleştirerek başlamıştır. Ardından Daniel Bell'in IT/ICT konusuna nasıl yaklaştığını detaylı olarak anlatmaya girişmiş, Bell'in çıkarımlarını hızlı varılan sonuçlardan oluşması noktasında eleştirmiştir. Bell, IT/ICT konusunda, gelecekten haberler vermiş  artık toplumların(insanların) bu teknolojiler sayesinde daha rahat yaşayabileceğini, çalışanların çok daha az soruna kafa yorarak hayatta kalabileceklerini, eğlenmek gezmek için herkesin daha fazla zamanı olacağını müjdelemiştir(?!). 

Bell toplumun farklı ve birbiri ile kesişen 3 dünyadan oluştuğunu belirtmiş, analizlerini bu dünyaların IT/ICT ile ilişkilerini incelemek üzerine oturtmuştur. Bu dünyalar kültürel dünya, ekonomik ve sosyal dünyadır. Webster, Bell'in konuya evrimsel baktığı iddialarını kabul etmiyor, Bell'in yaklaşımının evrimsel yaklaşımdan daha ileri olduğunu belirtiyor. Ancak Bell'in endüstri sonrası toplumu 3 farklı dünya ile anlamaya çalışmasının konu hakkında birçok noktayı gözden kaçırmasına neden olduğunun altını çizmiştir.

Webster, Bell'in çalışmasında çok genel ve yuvarlak öngörüler yaptığına değinmektedir. Bell, işleri(work) (extractive, fabricative, informative) şeklinde kategorilere ayırmış, IT/ICT ile birlikte işlerin ağırlığının git gide hizmet sektörüne kayacağını, üretim ve tarım sektörlerindeki istihdamın düşeceğini öngörmüştür. Bell'in sağlık gibi hizmetleri doktorların para için değil insanlık için yapmaya başlayacağı gibi ütopik öngörüleri de olmuştur.

Bell IT/ICT'nin istihdamda yaratacağı değişikliklere ilişkin öngörülerini ağırlıklı olarak Amerika üzerinden kurgulamıştır, ne var ki Webster aynı dönemler için istihdam verilerinin diğer ülkelerde hiç de Bell'in öngördüğü şekilde olmadığının altını çizmiştir. Webster Kumar'a atıf yaparak Bell'in incelemesindeki temel eksiklikleri "bilginin artan önemini kabul etmek başka, bunun yeni bir toplum yaratacağını söylemek başka" sözü ile özetlemektedir.

31 Ekim 2013 Perşembe

Sizinle Oynamak ne kadar da zevkli..!!.

Sizinle oynamak bir zevkti!!!

Aracını/Araç'ını park et, gel burada araçların üzerinden hopla....

Arabaların yarattığı "Trafik Sorunu"nun farkındalığına varırken Araba kazanma şansı yakala!!


Arap saçını geçerken de çek pampa!!

Yaparsın sen KUrban

Son kayıt 1 Kasım, ilk tweet 12 temmuz... 

Anca açtık naparsınız...

"Yazın Hareketine Değil, Koşunun Ritmine Kapıl"!!

"Formunu Koru Sen Bize Lazımsın"

"Gölgeni Geç"!!

Sizinle oynamak zevk veriyor, KUrban İstanbul'lular!!

28 Ekim 2013 Pazartesi

Kumar Krishan - From Post-Industrial to Post-Modern Society


The Revival of Post-Industrial Society 

Kumar, entellektüel düşünce dünyasında kullanılan sembollere dikkatli yaklaşmak gerektiğine değinmiş, 60 lar ve 70 lerde Daniel Bell, Peter Druker, Alvin Toffler gibi düşünürlerce popülerize edilmiş olan "Post-industrial society" kavramının da dikkatle incelenmesi gereken bir kavram olduğunun altını çizmiştir. Endüstri sonrası toplum teriminin bilgi toplumu(information society) teriminden dönüştüğünü, 1960'ların gelişme ve ilerlemeye ilişkin optimistliğinin yerini karamsarlığın aldığı 70’li yıllarda (73 petrol krizi) her eksimden düşünürün "post-industrial society" ve “information society” kavramları üzerinde fikir yürütmeye başlar hale geldiğini, birçok düşünürün yeni gelişmekte olan bu teknolojilerin toplumdaki her kesime ciddi etkilerinin olacağını, bu teknolojiler sayesinde büyüme ve verimliliğin artacağı, insanların daha da özgürleşeceğine ilişkin düşüncelerin yaygın olduğuna değiniyor, aynı dönemde post-modernizm kavramının da ortaya çıkmış olduğunu belirtiyor.

Kumar çalışmasında, genel hatları ile 70 ve 80’lerde yaygın olan “bilgi toplumu” ve “endüstri sonrası topluma” ilişkin 3 teori üzerine yoğunlaşarak, neden bu teoriler ve teorilerin farklı şekillerinin sürekli gündeme getirildiğini, gelişmenin yeni fazlarına geçileceğine ilişkin inancın nereden kaynaklandığını, düşünce dünyasının neden bu derece bitişlere ve yeni başlangıçlara şartlandırıldığını anlamaya çalışmaktadır.

The Information Society

Kumar, 40 ve 50'li yıllarda cybernetics kavramı ortaya atan Weigner'in "information" kelimesine yüklediği anlamdan yola çıkarak aslında "information" bir ideoloji olduğuna , bilgisayarın batının askeri ihtiyaçları için ne derece önem arz ettiğine, 2.dünya savaşı sonrası Amerikan ordusunun artan iletişim ve kontrol ihtiyaçlarına (farklı kıtalarda yayılma durumu) parmak basmıştır. (IT/ICT'nin) her ne kadar askeri çıkışlı olsa da, bu durumun bu teknolojilerin başka kullanım alanları olmadığı anlamına gelmediğini, ancak çıkış noktasının teknolojinin ardında yatan motivasyonları ve onu şekillendiren güçleri anlamak için önemli olduğunu belirtmiştir.

Kumar, Daniel Bell, Alvin Toffler, Tom Stonier ve Yoneji Masuda gibi çoğu popüler düşünürün "information society" kavramına ilişkin ne tür anlamlandırma çabaları olduğuna, ne gibi öngörüler yaptıklarına değinmiş, düşünürlerin çalışmalarında ve öngörülerinde bilginin (information) her şeyi değiştireceğine ilişkin iyimser yaklaşımlarını eleştirmiştir.

Old and New: Work in the Information Society

Kumar bilgi teknolojilerinin üretimde, günlük yaşamda, akademik hayatta birçok değişiklikliğe neden olduğununu kabul etmiş ancak bu teknolojilerin yaşamın birçok alanında ciddi anlamda önem kazanması durumu ile yeni bir devrim oldukları ya da yeni bir toplum yarattıkları fikri arasında büyük fark olduğunun da altını çizmiştir. “İnformation society” düşünürlerini tarihsel vizyonsuzlukla eleştirmiş, bilgi teknolojilerinde yaşanan değişimin aslında uzun bir dönemden beri endüstri devriminin evrimleşmesi olarak Fordizm(üretim bandı) ve Taylorizm(bilimsel yönetim) devamı olmanın ötesinde olmadıklarını iddia etmiştir, bu hususta Beniger’in “the control revolition” kavramına atıf yapmıştır. Bilgi toplumu teorisyenlerince bahsedilenlerin yeni şeyler olmadığını, bu durumun 1900’ler başında ortaya çıkmış olan kontrol krizinin devamı olduğuna değinmiştir. Bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri konularının temelinde “kontrol krizi” olduğu konusuna Webster de değinmiştir. Kumar bilgi toplumu teorisyenlerinin iddia ettiklerin gibi “yeni teknolojiler” ve “bilgi toplumu” ile işlerin dönüşeceği, işçilerin bilgisayarlar sayesinde daha yaratıcı işlere yönelebileceği türündeki argümanları eleştirmiş, pratikte bu öngörülerin gerçekleşmediğini dile getirmiştir.

Politics adnd Markets

Bu bölümde, IT/ICT konularında devletlerin kontrolü ellerinden hiç bırakmamış olduklarını, hatta yeni teknolojileri kontrol amaçlı kullandıklarını, bu teknolojilerin gelişmesinde askeri endüstrilerin ve karar alıcılarının önemli rolü olduğunu ifade etmiştir. IT/ICT konusunda askeri ve devletsel olmayan gelişmelerin ise büyük uluslararası firmaların pazarlama ve diğer ihtiyaçları doğrultusunda ilerlediğini belirtmiştir. Uluslararası şirketlerin bu teknolojileri ne tür amaçlarla ve nasıl kullandıklarını anlatmıştır. Bu çerçevede IT/CT’nin aslında hedefleri/amaçları devletler, askeri endüstriyel yapılar ve uluslararası şirketlerce belirlenen hedefler doğrultusunda doğmuş ve gelişmekte olan teknolojiler olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Kontrole ilişkin

Zaman içerisinde toplulukların kontrolu önem arz etmektedir, kontrolün sağlanabilmesi için devreye “informatin”, “knowledge” ve “social science” girmektedir, bu araçlar sayesinde git gide kompleks hale gelen ekonomik ve politik operasyonlar daha kolay kontrol edilmekte ve yönlendirilmektedir.