31 Ekim 2013 Perşembe

Sizinle Oynamak ne kadar da zevkli..!!.

Sizinle oynamak bir zevkti!!!

Aracını/Araç'ını park et, gel burada araçların üzerinden hopla....

Arabaların yarattığı "Trafik Sorunu"nun farkındalığına varırken Araba kazanma şansı yakala!!


Arap saçını geçerken de çek pampa!!

Yaparsın sen KUrban

Son kayıt 1 Kasım, ilk tweet 12 temmuz... 

Anca açtık naparsınız...

"Yazın Hareketine Değil, Koşunun Ritmine Kapıl"!!

"Formunu Koru Sen Bize Lazımsın"

"Gölgeni Geç"!!

Sizinle oynamak zevk veriyor, KUrban İstanbul'lular!!

28 Ekim 2013 Pazartesi

Kumar Krishan - From Post-Industrial to Post-Modern Society


The Revival of Post-Industrial Society 

Kumar, entellektüel düşünce dünyasında kullanılan sembollere dikkatli yaklaşmak gerektiğine değinmiş, 60 lar ve 70 lerde Daniel Bell, Peter Druker, Alvin Toffler gibi düşünürlerce popülerize edilmiş olan "Post-industrial society" kavramının da dikkatle incelenmesi gereken bir kavram olduğunun altını çizmiştir. Endüstri sonrası toplum teriminin bilgi toplumu(information society) teriminden dönüştüğünü, 1960'ların gelişme ve ilerlemeye ilişkin optimistliğinin yerini karamsarlığın aldığı 70’li yıllarda (73 petrol krizi) her eksimden düşünürün "post-industrial society" ve “information society” kavramları üzerinde fikir yürütmeye başlar hale geldiğini, birçok düşünürün yeni gelişmekte olan bu teknolojilerin toplumdaki her kesime ciddi etkilerinin olacağını, bu teknolojiler sayesinde büyüme ve verimliliğin artacağı, insanların daha da özgürleşeceğine ilişkin düşüncelerin yaygın olduğuna değiniyor, aynı dönemde post-modernizm kavramının da ortaya çıkmış olduğunu belirtiyor.

Kumar çalışmasında, genel hatları ile 70 ve 80’lerde yaygın olan “bilgi toplumu” ve “endüstri sonrası topluma” ilişkin 3 teori üzerine yoğunlaşarak, neden bu teoriler ve teorilerin farklı şekillerinin sürekli gündeme getirildiğini, gelişmenin yeni fazlarına geçileceğine ilişkin inancın nereden kaynaklandığını, düşünce dünyasının neden bu derece bitişlere ve yeni başlangıçlara şartlandırıldığını anlamaya çalışmaktadır.

The Information Society

Kumar, 40 ve 50'li yıllarda cybernetics kavramı ortaya atan Weigner'in "information" kelimesine yüklediği anlamdan yola çıkarak aslında "information" bir ideoloji olduğuna , bilgisayarın batının askeri ihtiyaçları için ne derece önem arz ettiğine, 2.dünya savaşı sonrası Amerikan ordusunun artan iletişim ve kontrol ihtiyaçlarına (farklı kıtalarda yayılma durumu) parmak basmıştır. (IT/ICT'nin) her ne kadar askeri çıkışlı olsa da, bu durumun bu teknolojilerin başka kullanım alanları olmadığı anlamına gelmediğini, ancak çıkış noktasının teknolojinin ardında yatan motivasyonları ve onu şekillendiren güçleri anlamak için önemli olduğunu belirtmiştir.

Kumar, Daniel Bell, Alvin Toffler, Tom Stonier ve Yoneji Masuda gibi çoğu popüler düşünürün "information society" kavramına ilişkin ne tür anlamlandırma çabaları olduğuna, ne gibi öngörüler yaptıklarına değinmiş, düşünürlerin çalışmalarında ve öngörülerinde bilginin (information) her şeyi değiştireceğine ilişkin iyimser yaklaşımlarını eleştirmiştir.

Old and New: Work in the Information Society

Kumar bilgi teknolojilerinin üretimde, günlük yaşamda, akademik hayatta birçok değişiklikliğe neden olduğununu kabul etmiş ancak bu teknolojilerin yaşamın birçok alanında ciddi anlamda önem kazanması durumu ile yeni bir devrim oldukları ya da yeni bir toplum yarattıkları fikri arasında büyük fark olduğunun da altını çizmiştir. “İnformation society” düşünürlerini tarihsel vizyonsuzlukla eleştirmiş, bilgi teknolojilerinde yaşanan değişimin aslında uzun bir dönemden beri endüstri devriminin evrimleşmesi olarak Fordizm(üretim bandı) ve Taylorizm(bilimsel yönetim) devamı olmanın ötesinde olmadıklarını iddia etmiştir, bu hususta Beniger’in “the control revolition” kavramına atıf yapmıştır. Bilgi toplumu teorisyenlerince bahsedilenlerin yeni şeyler olmadığını, bu durumun 1900’ler başında ortaya çıkmış olan kontrol krizinin devamı olduğuna değinmiştir. Bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri konularının temelinde “kontrol krizi” olduğu konusuna Webster de değinmiştir. Kumar bilgi toplumu teorisyenlerinin iddia ettiklerin gibi “yeni teknolojiler” ve “bilgi toplumu” ile işlerin dönüşeceği, işçilerin bilgisayarlar sayesinde daha yaratıcı işlere yönelebileceği türündeki argümanları eleştirmiş, pratikte bu öngörülerin gerçekleşmediğini dile getirmiştir.

Politics adnd Markets

Bu bölümde, IT/ICT konularında devletlerin kontrolü ellerinden hiç bırakmamış olduklarını, hatta yeni teknolojileri kontrol amaçlı kullandıklarını, bu teknolojilerin gelişmesinde askeri endüstrilerin ve karar alıcılarının önemli rolü olduğunu ifade etmiştir. IT/ICT konusunda askeri ve devletsel olmayan gelişmelerin ise büyük uluslararası firmaların pazarlama ve diğer ihtiyaçları doğrultusunda ilerlediğini belirtmiştir. Uluslararası şirketlerin bu teknolojileri ne tür amaçlarla ve nasıl kullandıklarını anlatmıştır. Bu çerçevede IT/CT’nin aslında hedefleri/amaçları devletler, askeri endüstriyel yapılar ve uluslararası şirketlerce belirlenen hedefler doğrultusunda doğmuş ve gelişmekte olan teknolojiler olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Kontrole ilişkin

Zaman içerisinde toplulukların kontrolu önem arz etmektedir, kontrolün sağlanabilmesi için devreye “informatin”, “knowledge” ve “social science” girmektedir, bu araçlar sayesinde git gide kompleks hale gelen ekonomik ve politik operasyonlar daha kolay kontrol edilmekte ve yönlendirilmektedir.

Cehl?

Cahil olan ve cahil bırakıldığını bilenler...
....
Cahil olmayan ve cahil olmadıklarını düşünenler...
....

Castells - The Rise of The Network Society

Technology, Society and Historical Change

Castells anlatımında bilgi teknolojilerinin (information technologies) ABD'de askeri kararlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkmış olduğunu belirterek, rönesans Avrupası, Çin, Japonya gibi ülkelerin teknolojiye ilişkin tarihlerinden örnekler vermiştir. Buradan yola çıkarak da teknoljik gelişimin ilgili ülkede yer alan dönemin hakim bürokratik ve kapitalist güçlerinin konuya bakış açısına göre değişim gösterdiğini anlatmıştır. Halihazırdaki teknolojik devrimin? (IT/ICT) tarih boyunca gerçekleşmiş olan devrimlerinden çok farkının olmadığını ve günümüzde aynı güçlerin kapitalizmi yeni araçlarla yapılandırdıklarına değinmiş, günümüzde oluşan yeni toplumun (“bilgi toplumu” ?) aslında kapitalizmin ülkeden ülkeye değişen yeniden yapılanma, bilginin yayılması sürecinin bir eseri olduğunu vurgulamıştır. 

Castells dünya çapında birçok farklı formda yeni bir sosyal yapının ortaya çıktığını bunlar arasındaki varyasyon farklarının kapitalizmin aşamalarındaki kültürel ve tarihsel farklılıklardan kaynaklandığını, yeni sosyal yapının yeni gelişme biçimleri, “informationalizm” ve yeni kapitalist üretim biçimleri incelenerek anlaşılacağına değinmiştir. Oluşmakta olan yeni toplumsal yapının birçok farklı formdan oluştuğunu, ve bu farklılığın nedenlerini de kapitalizmin ülkeden ülkeye farklı varyasyonlarının olmasına yormuştur.

Üretim biçimlerini, üretimin sosyal ve yapısal bağlamlarda incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır, argümanlarını desteklemek için yapısalcılık sonrası akımlara başvurarak Foucault'un gücün kurumsal doğasına ilişkin yapmış olduğu yorumlarını kullanmıştır. Ancak Foucault gücün doğasını anlatırken gücün doğasını, yapılardan topluma difüze olacağı şekilde açıklamışsa da burada Castells'in yapısalcılık sonrası okuması sıkıntılıdır. Şöyle ki; Castells yeni teknolojilerin yapılara  düffüzyonundan söz etmektedir, bu teknolojinin yapıları değiştreceğini ve yeniliğin topluma diffüze olacağını iddia etmiştir, hatta bu iddiayi daha da ileri götürüp bu diffüzyonun yeni bir toplum yaratacağını söylemiştir. Ne var ki Foucault ve yapısalcılık sonrası çözümleme ile ilgilenen düşünürler güç ve güç yapılarını birlikte inceleyerek gücün doğasını güç-yapıları üzerinden çözmektedirler.  Ancak  bilgi teknolojilerinin güç-yapıları içerisindeki uygulamalarına bakıldığında bu  teknolojilerin getirmiş olduğu yenilik unsurlarının güç tarafından seçime tabii tutularak var olan  yapılarla eritildiği – yapıların güncellenmesi - geriye sadece “yeni güç yapıları” kaldığı bilinmelidir. Durum bu şekilde yorumlandığında - yapısalcılık sonrası akımına atıf yaparak - aslında anlamın – [teknolojinin getirdiği değiştirici yenilik unsuru (Castells’in iddia ettiği gibi özgürlük getirecek olan, yeni toplumu yaratacak olan) da diyebiliriz] - yok olmuş olduğunu söyleyebiliriz, geriye kalan sadece yenilenmiş kurumsal yapılardır - güç yapıları, kapitalist yapıları, vs.-  Başka bir yapısalcılık sonrası eleştiriyi Capurro’nun “On the Genealogy of Information” adlı makalesinde dikey ve yatay iletişimin  yapılarına getirdiği eleştirilerde de görmek mümkündür.

Informationalism  and  capitalist  perestroika
Castells, “informationalist kapitalizim” kavramını ortaya atmaktadır, günümüzde kapitalizmin küresel ölçekte kendisini yeninden yapılandırırken topluluklarının/toplumların ve sosyo-ekonomik yapıların bu sürece dahil edildiğinin altını çizmiştir. Toplumlar içerisindeki sosyal münasebetlerinin ve yaşayan formların gelişme ve üretim biçimleri ile doğrudan ilişkilerinin olduğuna değinmiştir. 
The  Self  in  the  Informational  Society 


Kimliğin sosyal bir aktörün kendini anlaması, kendi anlamını çevresinde gördüğü ve öğrendiği özellikler(attributes) arasından yaptığı seçimler ve bu seçimler dışında kalan özelliklerin dışlanması şeklinde oluşturduğunu belirtmiştir. Gelişmekte olan iletişim teknolojilerinin sanal topluluklar yaratıyor, farklı insanların ve kültürlerin birbirleri ile iletişime geçme şansını tanıyor olmasına rağmen bu durumun yeni kimliklerin ortaya çıkmasına neden olmadığını, aksine küreselleşme ile kimlik arasındaki mesafenin her geçen gün daha da açılmakta olduğunun altını çizmiştir. Bireyin kendisini her geçen gün daha da yalnız hissetmeye başlamış olduğunu, benliğin kendisini kaybetme aşamasına geldiğini vurgulamıştır. Avrupa'da yaşanan kimlik krizine değinmiş, Avrupalı milletlerin küreselleşme içerisinde kimliklerinin gitgide silikleştiği hissine kapıldıklarını bunun da Avrupa toplumlarında ırkçılık ve yabancı düşmanlığının artması sonucunu doğurduğunu ifade etmiştir. 

19 Ekim 2013 Cumartesi

18 Ekim 2013 Cuma

Which links up the Rest...

"Do  you  think  me a  learned,  well-read man ?"
"Certainly, "  replied Zi-gong.  "Aren't  you?"
"Not at all," said  Confucius.  "I  have simply  grasped one thread which links up the rest."

Sima Qian,  "Confucius"

Information Kelimesinin Kökenine İlişkin

Rafael Capurro "On The Genealogy Of Information" isimli çalışmasında; İlk olarak "information" kavramının geçmişine ilişkin inceleme yapmış, "informa" kökenli kavramın zaman içerisinde ontolojik anlamlarının silikleştiğini, bilgisel anlamının kullanılmaya devam ettiğini belirtmiştir. Kavramın yorumlamaya ilişkin anlamını vurgularken, anlamın oluşturulması ve taşınması konularının da önemine dikkat çekmiştir.  Konuyu anlamın yorumlanması, oluşturulması ve taşınması olarak ele aldıktan sonra "information" kavramının seceresini incelemeye girişmiştir. İnsanlar tarafından kullanılan mesajların farklı güç yapıları ile kurdukları ilişkileri incelemiş, bu sayede de günümüz ve geçmiş güç yapıları -mesajların nasıl oluştuklarını, nasıl yorumlandıklarını ve nasıl taşındıklarını belirleyen yapılar- hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmıştır. 

Capurro öncelikle Antik ve Orta Çağlarda mesaj ve "mesaj taşıyıcı" kavramlarının yatay ve dikey yapılardaki anlamını ve değişimini incelemiş, "angelia (melek, mesaj tasiyan)" kelimesinin - ki dikey bir yapıyı işaret etmektedir, gücün sözlerinin/mesajlarının angelia tarafından daha aşağıdakilere iletilmesi- zamanla logos (akil) kelimesine dönüştüğünü tespit etmiş, "logos" kelimesinin bilginin kişilerin birbirleri ile konuşması iletişimi ile öğrenmeye işaret ettiğini gözlemlemiştir. Burada "logos" dikey bir yapı olan "angelia" ya göre yatay bir yapıyı temsil etmektedir. 

Capurro yukarıda anlatılan çerçevede günümüz teknolojilerini incelemiş, kitlesel medya ve bilgi alma araçlarından daha yatay olduklarını iddia eden araçlara bir evrimleşme olduğuna ilişkin görüşlere eleştirel yaklaşmış, bu yapıların her ne kadar yatay olarak görünseler de aslında içerilerinde ciddi anlamda dikey unsurlar taşıdıklarını ifade etmiş ve günümüz iletişim dünyasını anlamaya yönelik ciddi sorular ortaya atmıştır.

14 Ekim 2013 Pazartesi

InFORmation??

Capurro "The Concept of Information" başlıklı çalışmasında, "information science(IS)" içerisinde "information" kavramının halihazırda ne şekilde anlaşıldığını anlamaya çalışmış, bunu yaparken de kavramın("information") disiplinler arası kullanımını da göz önünde bulundurmaya çalışmıştır. 
This review is an attempt to overview the present status of the information concept in IS with a view also to interdisciplinary trends.  
Çalışma ana hatları ile  "information" kavramının bilimsel bir terim olarak nasıl tanımlandığı, "information" kelimesinin kökenlerinin neler olduğunu, ne anlamlara tekabül ettiği, kök kelimelerin geçmişte tarihi metinlerde nasıl ne şekilde kullanılmış olduğu, "Modern ve modernizm sonrasında" "information" kavramının/kelimesinin ne tür amaçlarla kullanıldığını araştırmıştır. Kavramın(information) disiplinler arasında(Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler) ne şekilde anlaşıldığını incelemiş, "information" kavramının doğrudan "information science" içerisinde nasıl kullanıldığını, IS içerisinde yer alan kavramlardan, teknolojilerden, farklı bakış açılarından ve teorilerden faydalanarak araştırmıştır.

Lost...

Where is the Life we have lost in living?
Where is the wisdom we have lost in knowledge?
Where is the knowledge we have lost in information?

Choruses from "The Rock." Eliot, T. S.